Mısır'ın kurtlarla dansı

Mısır’ın yaşamış olduğu süreç ve geçtiğimiz günlerde meydana gelen olaylar bana ‘tarih tekerrürden ibarettir’ sözünü hatırlattı.

GÜNCEL - 27-02-2012 15:43

Yeni bir başlangıç ve yapılanma uğrunda çaba harcayan Mısır, gerek iç ve dış düşmanlarıyla gerekse üzerinde oynanan oyunlarla, kısmen de olsa Osmanlı’nın hasta adam diye anıldığı ve Abdülhamit Han’ın içerideki ve dışarıdaki düşmanlarıyla mücadele ettiği tarihi andırıyor.

Evet, Mısır, ortalığı karıştırmak isteyen eski hükümetin kalıntılarıyla, gidişattan rahatsız olan Amerika’nın oyunlarıyla, devrimle büyük darbe alan İsrail’in planlarıyla boğuşmasının yanı sıra, Osmanlı zamanındaki İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin işlevini gören ve burada ‘laik kesim’ olarak bilinen cemiyetlere karşı da içeriden direniş göstermektedir.

Geçtiğimiz günlerde askeriyeye bir paket sunuldu. Paketi sunanlar ‘laik kesim’in temsilcileriydi. Paketin ana başlığında ise ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni örnek almak’ vardı. Buraya kadar sorun yoktu. Nitekim Mısır’da bulunan hemen hemen her ideoloji bu konuda hem fikirdi.

Yalnız, laik kesim, İslami bir yönetimin Mısır’da başa geçme olasılığından dolayı büyük endişe duymaktaydı. Nitekim sunduğu paketin içeriğindeki farklılıklar anında göze çarptı.

Pakette din ve devlet işlerinin ayrılmasına dair, ana yasanın ululuğunun korunmasına dair ve –hangi hükümet olursa olsun– anayasaya ters bir adım atıldığı takdirde askerin her türlü yetkiye sahip olacağına dair maddeler yer almaktaydı.

Zira onlara göre Türkiye böyle bir politika ile bugünkü seviyeye ulaşmıştı.

Gelişmiş bir ülke olma yolunun, dinden uzaklaşmak ve batılılaşmaktan geçtiği kanısında olan bu insanlar, aynı sebeplerle Abdülhamit Han’ı tahttan indiren ve Araplar arasında bu dönemin ‘uçayım derken, yürümekten oldu’   deyimiyle tasvir edilmesine neden olan şahsiyetlerin ‘Mısır 2011’ versiyonları olsa gerek.

 

Paket sunulduktan sonra fazla zaman geçmedi ki hemen İhvân-ı Müslimin dâhil diğer parti ve sosyal örgütler olaya tepkilerini göstererek müdahale etti. 

Ve yapılan açıklamada bu konu ile ilgili şu sözlere yer verildi;

“Biz Türkiye’nin başlangıç noktasından değil, sonuç noktasından başlayacağız. Zira Türkiye, sizin getirmeye çalıştığınız bu anayasa düzeninden uzaklaştıkça, gerçek demokrasi ve âdil yönetime kavuşmuştur.  Bu uğurda neler feda ettiğine, nelere maruz kaldığına hepimiz şahidiz. Türkiye bugün, askerin ülke ve hükümet üzerine olan tahakkümünden az da olsa kurtuluşunu kutlamaktadır.”

İçeride oynanan oyunların yanı sıra her yolu denediği halde bir türlü Mısır’ın iç işlerine –en azından şu son dönemlerde– burnunu sokamayan, Hillary Clinton’ın ziyaretinden de(1) eli boş dönen Amerika ve yıllardan beri Mısır’dan çok gülünç rakamlarla tedarik ettiği doğal gaz nimetinden devrim sonrası mahrum kalan İsrail, Mısır’da karışıklığa sebep olacak her türlü fırsatı değerlendirmektedirler.

Her ne kadar Mısır üzerinde değişmese de ve her ne kadar Mısırlılar bu konuda tecrübe sahibi olsalar da Kahire’nin İmbaba semtindeki kilise kundaklanmasının ardından Müslüman ve Hıristiyan liderler tarafından açıklama yapılmasına rağmen yine ülke genelinde bir karışıklık söz konusu oldu. Askeriyenin biraz hızlı davranması, suçluları yakalayıp yargılaması ve suçluların Müslüman cemaatlerle hiçbir alakası olmadığını, bilakis olayların arkasında art niyetli iç ve dış güçlerin bulunduğunun açıklanması karışıklılığı giderdi. Yalnız onca yapılan açıklamalara ve uyarılar karşısında halkın bu tip oyunlara gelmesi insanı üzüyor

Her an fırsat kollayan içerideki ve dışarıdaki kurtlara karşı Mısır halkının uyanık olması çok önemli. Aksi halde daha pek çok kez ve maalesef üzülerek “Tarih tekerrürden ibarettir” söylemini zikretmek zorunda kalacağız. Hâlbuki Müslüman bir yılan deliğinden bir kere sokulabilir. Bu acı tecrübe, ona, bir daha o deliğe yaklaşmamasını öğretir. Eğer bunu öğrenemezse… Yazık olur!

Tarihimizin sadece güzel anılarının tekerrür etmesi dileğiyle…

(1) Devrimin ardından Amerika politik yollarla Mısır’ın iç siyasetine karışmak için Hillary Clinton’ı gönderir. Ama Clinton beklediği ilgiyi devrimden sonraki Mısır’da göremez. Devrimde rol oynayan hemen hemen hiçbir parti lideri Clinton’la görüşmeyi kabul etmez. Kayda değer bir oturum gerçekleşmeden ülkesine geri döner.

Talha EKER -Haber7 -Mısırtalhaeker@gmail.com

Kaynak : haber7.com

Günün Diğer Haberleri